Koşulsuz Adalet Hareketi AİHM’in önüne siyah çelenk bıraktı

Avrupa’da yaşayan Türkiyeli avukatlar tarafından oluşturulan Koşulsuz Adalet Hareketi, savunmaya karşı yürütülen operasyonları ve siyasal baskılara dikkat çekmek amacıyla 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü’nde...

Hasip Kaplan; Demirtaş bir kuyudaydı, onu kuyuda bıraktık

H-D-P Şırnak eski Milletvekili Hasip Kaplan, Türkiye'nin Selahattin Demirtaş için beraat kararı veren AİHM'nin kararını uygulamak zorunda olduğunu söyledi. Demirtaş’ın tutuklanması üzerine eş başkanlık...

Zafer işareti annelerin acılarını kullanan iktidara karşı

HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu, partisinin Diyarbakır il binası önünde bekleyen grubun li-nç girişiminde bulunduğunu belirterek, “Zafer işareti ac-ılı an-nelere karşı değil, ac-ılı an-nelerin...

Başkanlık sistemine olan destek en düşük seviyesine indi

Kamuoyu araştırma şirketi Metropoll'un yaptığı ankete göre, "güçlendirilmiş parlamenter sistem"e geçmek isteyenlerin oranı yüzde 57,7 seviyesinde..  Şirketin resmi Twitter hesabından yapılan açıklamada "Aralık 2020’de başkanlık sistemine olan destek...

Akşener: Erdoğan ve küçük ortağını iyi tanıyorum

Akşener: Erdoğan’ı, küçük ortağını, takındığı medeniyet ve hukuktan uzak tutumu konusunda, uyarmaya çağırıyorum. İYİ Parti lideri Meral Akşener, Selçuk Özdağ gazetecilere yapılan saldırılar ve MHP’lilerin...

Demirtaş’ın avukatları AİHM kararının uygulanması içim AYM’ye başvurdu

Arupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 'derhal tahliye edilmeli' kararına rağmen Selahattin Demirtaş serbest bırakılmamıştı. HDP'nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın avukatları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin hakkında...

3 Film – 3 Yönetmen

Aynı Kategoriden

“Ben bir yetişkin olarak dünyaya geldim; çünkü biz Kürtlerin, çocuklukları yoktur.”

Hiner Saleem

Güney Kürdistan’ın Akrê kentinde doğan Saleem, yaşadığı yeri 17 yaşında terk etti. Öğrenimini İtalya’da tamamladı. Daha sonra hâlâ yaşamakta olduğu Fransa’ya taşındı. 1992 yılında, Körfez Savaşı sonrası, Başûr’daki Kürtlerin yaşamlarındaki değişime odaklandı ve bunun filmini çekti. Film Venedik Film Festivali’nde gösterildi. 1998 yılında ilk uzun metrajı olan “Yaşasın Evli… ve Kürdistan’ın Özgürlüğü” filmini tamamladı.
Yönetmenin üçüncü ve en bilinen filmlerinden biri olan “Vodka Lemon” 2003’te Venedik Film Festivali’nde San Marco Ödülü’nü aldı. “Babamın Tüfeği” isimli hatıralarını içeren ve yönetmenle yapılan röportajlara da yer verilen kitabı 2004 yılında Fransızca ve İngilizce olarak basıldı. Yönetmen, kitapta şöyle diyor: “Kürt ruhu taşıyan biri öldüğü anda da özgürlük arzusuyla ölür. Kürtler özgürlük için ölüme gönüllü göğüs gerdiler. Burada özgürlük aşkı ve ölüm arasında bir ilişki olduğu söylenebilir. Ayrıca dans ve müziğin Kürtlerin tabiatına çok uygun düştüğüne inandığımı belirtmeliyim.”
Yönetmen 2007 yılına gelindiğinde “Tamburlar Vadisi” (Dol) filmini çekti. Filmde ünlü Ciwan Haco da rol aldı. 2014 yılında ise Kürtlerin ilk vahşi batı filmi olarak nitelendirilen “Tatlı Biber Diyarım” (My Sweet Pepperland) filmi gösterime girdi.

Tatlı Biber Diyarım
“Tatlı Biber Diyarım” bugüne dek izlediğimiz Kürt yapımlarından biraz farklı bir film. Filmde idealist bir peşmerge olan Baran, Saddam’ın devrilmesinden sonra evine dönüyor. Savaş bitmiş ve aslında bazı şeyler de yoluna girmiş görünüyor. Eve döndüğündeyse Baran’ı bir sürpriz bekliyor: Annesinin evlenmesi yönünde Baran üzerinde kurduğu baskı. Baran gibi idealist başka bir karakter daha var filmde, öğretmenlik yapmak için erkek kardeşlerine ve babasına direnen Govend. Govend rolünde izlediğimiz, Asghar Farhadi’nin “Darbareye Elly” filminden de hatırlayacağımız Golshifteh Farahani.
Tatlı Biber Diyarım olarak adlandırılan bölge de bu iki gencin görev yerleri, Kuzey ve Doğu Kürdistan sınırında bir bölge. Baran, annesinin sonu gelmeyen baskılarından sınırdaki bu bölgede görev almayı kabul ediyor. Gittiği yerde ise işler beklediği gibi gitmiyor. Kanun koruyucu olarak bölgeye atanan Baran’ı bekleyen başka bir sürpriz daha var: Türlü sahtekârlıkla para kazanan ve bölgede kanunun kendisi olduğunu iddia eden Aziz Ağa. Ağa elbette diğer Kürtlere ve gerillaya da düşman. Yönetmenin fikirleri olarak düşünülebilecek fikirler, Govend’in ağzından dökülüyor.

Sarhoş Atlar Zamanı

“Filmimi diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına ithaf etmek istiyorum.”
Bahman Ghobadi

1969 yılında Doğu Kürdistan’ın Bane kentinde doğan Bahman Ghobadi, okul yıllarında bir radyoda çalıştı. Amatör olarak kısa filmler çekmeye başlayan Ghobadi, sinema aşkı için eğitimini yarıda bırakarak sinema eğitimi almaya karar verdi.
1999 yılında, Abbas Kiyarüstemi’nin “Rüzgâr Bizi Sürükleyecek” filminin çekimlerinde baş asistan olarak çalıştı. Ghobadi, meşhur filmi Sarhoş Atlar Zamanı ile 2000 yılında Cannes Film Festivali’nde “Altın Kamera Ödülü”, “Genç Sinema Ödülü” ve “Fipresci Ödülü”ne layık görüldü.
Bir Kürt aileyi konu alan “Sarhoş Atlar Zamanı” çoğu zaman manşetler, savaş ve zorbalıkla gerçeklikleri gizlenen bir ulusun hakikâtine odaklanıyor. Film, İran-Irak ve Türkiye sınırında yaşayan Kürt bir ailenin hikâyesini olanca çıplaklığıyla aktarıyor. Anne ve babasının ölümünden sonra Ayoup, engelli kardeşinin tedavisi için katırla yük taşımaya başlıyor. Ancak tedavi için bu işten kazanılan para yetersiz. Ayoup, en çetin kış şartlarında bile yük taşıdığı esnada bir gün soğuktan donmamaları için atlara viski içirildiğini görüyor. Ayoup gibi pek çokları ise bu esnada soğuktan hareket dahi edemiyor. Ayoup daha fazla para kazanabilmek için diğer kardeşiyle birlikte kaçakçılığa başlıyor. Filmin olay örgüsü, bu dirençli topluma ilişkin çarpıcı sinematografiye, güçlü karakterizasyona ve ezici bir ötekilik duygusuna büyük ölçüde yer veriyor. Ve ortaya dürüst, dramatik ve zaman zaman da acımasız bir film olan “Sarhoş Atlar Zamanı” çıkıyor. Kendisi de bir sınır kentinde doğup büyüyen yönetmenin diğer tüm filmleri gibi, bu filmde de tema “sınır”. Ghobadi için sınır, Kürt olmanın bilinciyle de ilişkilidir çünkü.

Taşa Yazılmış Hatıralar
Zaho doğumlu yönetmen küçük yaşta ailesiyle birlikte Güney Kürdistan’ı terk etti ve 25 yıl sürgünde yaşadı. 1999 yılında Başûr’a dönen Şevket Emin Korkî, 2006 yılında gösterime giren “Crossing the Dust” (Parinawa la Ghobar) adlı ilk uzun metrajlı filmiyle izleyici karşısına çıktı. 2014 yılında Mehmet Aktaş’la birlikte senaryosunu yazdığı Almanya-Irak ortak yapımı “Taşa Yazılmış Hatıralar” (Bîranînen li ser kevirî) gösterime girdi. Filmde, 2003 yılında Saddam Hüseyin’in devrilmesinin ardından, Kürtlerin katledildiği 1988 El-Enfal Katliamı üzerine bir film çekmeye karar veren iki çocukluk arkadaşı Hüseyin ve Alan’ın hikâyesi anlatılıyor. Film, 88. Akademi Ödülleri’nde Irak’ın Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü’ne aday adayı olarak seçildi. Film, film ekibinin soykırımı filme alma konusundaki hayal kırıklıklarını da detaylandırıyor. “Taşa Yazılmış Hatıralar” deyim yerindeyse dünyayı dolaştı, sayısız film festivaline katıldı ve övgüler aldı… KÜLTÜR SERVİSİ

Tüm Haberler

İlgili olabilecek haberler