Diaspora Kürtçe konuşmuyor

Diaspora Kürtçe konuşmuyor

Bir milyondan fazla Kürdistanlının yaşadığı Almanya’da Kürtçe ana dil derslerin durumunu 27 yıldır bu alanda mücadele veren Kürdistan Öğretmenler Birliği (YMK) ve Kürt Enstitüsü ile konuştuk. “50 yıldır biz Kürtler Avrupa’dayız henüz bir üniversitede Kürt dil kürsüsü ya da Kürtçe bölümü yok” diyen YMK Başkanı Abdulkadir Ulumaskan ile Almanya’daki Kürtçe eğitimi konuştuk.

Hangi eyaletlerde ve şehirlerde Kürtçe dil dersleri veriliyor?


Almanya’da 5 eyalette (NRW, Bremen, Niedersachsen, Rheinland-Pfalz ve Berlin) toplam 15 şehirde Kürtçe dersleri veriliyor. Ders verilen kentler şunlar: Hannover, Bremen, Herne, Mainz, Berlin, Dortmund, Köln, Leverkusen, Obernhausen, Duisburg, Bielefeld, Herford, Essen, Wesel, Hamm.

Toplam kaç okulda ders veriliyor ve kaç öğrenci derslere katılıyor?
Beş eyalette yaklaşık 3 bin çocuk ve genç (1 ila 10. sınıf arası) Kurmancî, Soranî ve Kirmanckî derslerine katılıyor. Bu dersler 28 öğretmenle birlikte 50 okulda veriliyor. Derslerin çoğunluğu Kurmancî lehçesinde ve NRW eyaletinde verilmekte. Sadece NRW eyaletinde 14 öğretmen görev yapmakta.

Ders verilen okullarda yaşadığınız sorunlar var mı?
Elbette sorunlarımız var. En büyük sorun Kürtçe derslerin verilme zamanı. Derslerin çoğu öğleden sonra veriliyor. Bu nedenle aileler çocuklarını derslere göndermeyebiliyor. Aileler için külfetli bir durum oldugunu biliyoruz fakat diğer ana dil dersleri için de durum aynı. Diğer aileler bu zahmete katlanıp cocuklarını götürüp getiriyorlar. Fakat Kürdistani aileler ‘biz yapamıyoruz’ diyorlar. Gerekçeleri ise ‘çocuklar istemiyor’ oluyor. Bu ilginç durum sadece biz Kürtlerde var maalesef. Kürt ana babaları, çocuklarına ana dillerini sevdirmeli.

Kürtçe ana dil derslerine katılan öğrencilerin sayısında bir düşüş var mı?
Hayır. Derslere katılımda düşüş yok fakat gözle görülür bir artışta yok. Ancak Almanya’daki Kürt nüfusuna göre bakarsak derslere katılım çok az. Bunun nedeni ise bize göre ana dilin ulus olmanın bir parçası olarak görülmemesi ya da bilinmemesi geliyor. İkinci bir neden, asimilasyon, dilini sevmemek, dilinden korkmak. Ana dilin faydası yeterince bilinmiyor. Kendi ana dilinin gelecekte ekonomik getirisi olan bir dil olarak görülmemesi de sayılabilir.
Derslere katılımın artırılması için; ana dil konusunda ailelerin sorunlarını araştıran özel kurumlar olmalı. Ailelere ana dilin önemi kavratılmalı, aileler de ana dillerine sahip çıkmalı. Başka da ilaç yok.

Ders materyallerini YMK mi hazırlıyor? Bu konuda yaşanan sıkıntı ve eksiklikler neler?
Eskiye oranla ders materyallerinde daha iyi durumdayız. Bugüne kadar YMK olarak kendi imkanlarımızla 25-26 kitap çıkardık. İçerik, pedagojik metodlar ve içerik açısından eskisinden daha iyi noktadayız. Ancak dijital materyallerin yanı sıra Kürtçe derslere yardımcı olması açısından hikaye, oyun, sözlük vb, materyaller de olmalı. İki dilli kitaplara da ihtiyaç var. Bu tür materyallerin karşılanması için YMK olarak ekonomik gücümüz yok. Kürt Dil Vakfı’nın kurulması bu konuların çözümüne yardımcı olacaktır. Biz Kürtler 50 yıldır Avrupa’dayız ama henüz bir üniversitede Kürt dil kürsüsü ya da Kürtçe bölümü yok. Üniversitede kürsünün açılması için ekonomik desteğe ihtiyaç var. Yine Avrupa’da yüzlerce kurumumuz var ama dil üzerine faaliyet yürütecek, çoçukların ve ailelerin sorunlarıyla ilgilenecek 4 kurumumuz yok.

Peki Kürtçe öğretmen sıkıntısı var mı?
Kürtçe öğretmenlerin durumu da tıpkı halkımızın genel durumu gibi. Öğretmen yokluğundan ziyade öğrencilerin olmaması sorunu var. Az çok öğretmen var. Bu yıl YMK’nin yardımı ile 2 kurs açıldı. Bu kurslara 50 eğitmen adayı katılarak öğretmenlik sertifikalarını aldı. Aileler çocuklarını Kürtçe derslere kayıt ederlerse öğretmen bulunur. Aileler ve dil çalışması yürüten kurumlar bu konuda kararlı olsalar devlet bu soruna bir çözüm bulur. Alman kurumları gelen talep sayısına ve kararlılığa bakıyor. Talep fazlaysa engel olamıyorlar.

Son süreçte Kürtçe ana dil dersleriyle ilgili pozitif bir gelişme var mı? Örneğin yeni açılan dersler…
Bu yıl NRW eyaletinde 3 kentte Kürtçe dil dersi başladı. Başlamasına seviniyoruz fakat diğer şehirlerde olduğu gibi belli bir süre sonra kapanmasından da korkuyoruz. Başlarken güçlü öğrenci sayısıyla başlıyoruz fakat zamanla kapanma noktasına geliyor. Elbette burada öğretmenlerin motivasyonuyla ilgili sorun da var. Fakat en büyük sorumluluk ailelere düşüyor.
Bir iki dernek bu işin altında kalkamaz

Biz Kürtlerin ana dil sorunu konusunda pirüpak bir siyasetimiz yok. Bu konuda çalışma yürüten çok az kurumumuz var. Bir iki dernek bu işin altından kalkamaz. Kürt siyaseti destek vermediği sürece kurumlar bu işin altından kalkamaz. Kurumlarımız bu konuda özeleştirisel olmalılar. Ailelerimiz de bu konuda çok duyarsız olmamalı. Birçok aile çocuklarını kendi ana dillerinden uzak tutuyor. Ailelerimiz, gençlerimiz ana dilin bir insanın gelişiminde ne kadar önemli olduğunu önemsemeliler. Bizler bunu çocuklarımızın hatırına, onların geleceği için yapmalıyız.
Almanya’nın her şehrinde yeteri kadar Kürt nüfusu yaşamakta. Kimsenin onların kapısına gitmesine gerek kalmadan kendileri ana dil dersi için çocuklarını kayıt edebilmeli. Çocuklarını derslere göndermeli. Bana göre en kolay çözüm bu.
İnisiyatifler, dil kurumları Kürtçe dilininin gelişmesi ve korunması için elbette kurulmalıdır. Fakat öncelikle ana dil için inançlı, bilinçli ve gönülden çalışma esas olmalıdır. Yoksa dernek kurmak çare olmuyor. Biz YMK olarak aile inisiyatiflerinin oluşturulmasına yardımcı olmaya hazırız.
Belirttiğim noktaların yarısını yerine getirebilirsek Avrupa’da ve Almanya’da ana dil sorunumuz büyük ölçüde çözüme kavuşur. Ana dilimizi severek bu sorunların üstesinden gelebiliriz. Yeterki istek olsun. Ana dil varlık ve yokluk gerekçemizdir.

Böyle giderse ana dilimizi unutacağız

Kürt Enstitüsü Eşbaşkanı Fevzi Özmen, “Diasporada yaşayan 40 yaş altı Kürtler ana dilini çok az biliyor. 20 yaş altı dahada az biliyor. Böyle giderse 30 yıl sonra Kürtler diasporada dillerini unutacaktır. Dilimizi öldürmemek için seferber olup sahip çıkmalıyız” dedi.
Almanya Kürt Enstitüsü de yıllardır Kürt dili, kültürü, tarihi ve sanatı üzerine akademik araştırmalar yürütüyor. Kurumun resmi ismi “Almanya Kürt Bilim ve Araştırma Enstitüsü (Kurdisches Institut für Wişenschaft und Forschung e.V). Kürtçe dil kursları organize eden Enstitü şimdiye kadar 60’ın üzerinde ders kitabı, Kürtçe dil bilgisi, sözlük de çıkardı.

Kürtçeye neden sahip çıkılmıyor?
Enstitü Başkanı Özmen de Kürtçe derslere yeterince ilgi gösterilmediği, Kürtçenin yeterince kullanılmadığı ve sahiplenilmediği görüşünde. Özmen bunun nedenlerine ilişkin görüşlerini ise şöyle sıraladı:
* Bu kadar emek ve mücadele verilmesine rağmen ulusal bilincin oluşmaması.
* Asimilasyonun etkisi. Özellikle Kuzey Kürdistan kültürel asimilasyonun etkisinde çok kaldı. Bu durum kültürden uzaklaşmaya neden oluyor.
* Kurumlar, siyasiler, dil öncüleri başta olmak üzere ulusal düzeyde dil ve kültüre bilinçlice sahip çıkılmaması.
* Avrupa’da yaşayan Kürt aydınları, yazarları kendi ana dillerinde yazmıyorlar. Çocuklarına ana dillerini öğretmiyorlar.
* Yüzlerce internet sayfası Türkçe.
* Diğer yandan Kürt medyasının da eksiliği vardır. İnsanlarımızı ekrana çekecek Kürtçe doyurucu programlar hazırlanmalı. Bugün Kürtlerin çoğunluğunun evinde Türkçe kanallar izleniyor.

Nasıl bir yol izlenmeli?
Dil üzerinde çalışma yürütmenin önemli ve zor olduğunun altını çizen Özmen, “Her şeyden önce tüm Kürt partileri, kurumları, örgütleri seferberlik ruhuyla bu soruna yaklaşmalıdır. Bu iş sadece bir kurumun ya da bir örgütün işi değildir” dedi. Özmen, çocukların derslere katılımın artırılması için ise şu önerilerde bulundu:
* Tüm Kürt partileri, kurumları, örgütleri bu sorunu gündemlerine almalılar.
* Aileler bu konuda bilgilendirilmeli, uyarılmalı ve eğitilmelidir.
* Acilen her yerde aile dernekleri ve inisiyatifler oluşturulmalıdır.

Kimliksiz bir halk
Kürt kimliğinin Avrupa’da resmi olarak tanınmadığı için Kürt kurumlarının da muhatap alınmadığının altını çizen Özmen, “Kimliksiz ve devletsiz bir halkız. Bu nedenle resmi olarak muhatap alınmıyoruz. Almanyada göçmenlerin ana dillerinde eğitim hakkından yararlanması yasasında bir madde var. Bu madde devletsiz halklardan Romanlar için hazırlanmış. Biz Kürtler de bu maddeden faydalanıyoruz” dedi. Bu kanunun NRW, Niedersachsen, Bremen ve Hamburg hükümetlerince kabul edildiğini belirten Özmen, “Kobanê direnişi sonrası yasal olmasada birçok eyalette de Kürt çocuklarının kendi ana dillerinde derslere katılmasının önü açıldı” diye belirtti.

Önce kendi ev ödevimizi yapalım
Kürtçe derslerin yolunu bürokrasinin değil Kürtlerin kendilerinin açacağının altını çizen Özmen, “Çocuklarımızı derslere göndermek bizim görevimizdir. Biz gidip bürokrasinin kapısını çalıp talebimizi bildireceğiz. Biz zorla Alman bürokrasisine bir şey diyemeyiz. Çağrıda da bulunamayız. Öncelikle biz kendi ev ödevimizi yapmalıyız. Sonra Alman bürokrasisinden bir şey istemeliyiz” dedi.

Etkimiz sınırlı kalıyor
Özmen, Enstitü’nün rolünü yeterince oynayıp oynamadığı sorumuza ise şu yanıtı verdi: “Biz bir eğitim kurumu değiliz. Elbette kendimizi bu işten uzak tutmuyoruz. Diasporada eğitim çalışmasından uzak duramayız. Bizim etkimiz sınırlıdır. Çünkü ekonomik olarak güçsüzüz. Hibe ve yardımlarla ayakta duruyoruz. Akademik kurumlar güçlü ekonomiyle çalışabilir. Biz çalışmalarımızı fedakarlık temelinde yürütüyoruz.”

Diasporada Kürt dili ölüyor
Özmen’in Kürt kurumları ve Kürdistanlı ailelere mesajı ise şöyle: “Dil konusunda halk, dernekler, kurumlar ve aileleri biribirinden ayıramayız. Ulusal bilinç temelinde soruna yaklaşmalıyız. Sorun ulusaldır. Tehlikelerle karşı karşıyadır. Sadece Almanya değil bütün diasporada, metropollerde Kürt dili yok olma tehlikesi yaşıyor. Diasporada yaşayan 40 yaş altı Kürtler ana dilini çok az biliyor. 20 yaş altı dahada az biliyor. Böyle giderse 30 yıl sonra Kürtler diasporada dillerini unutacaktır. Dilimizi öldürmemek için seferber olup sahip çıkmalıyız.”

MURAT MANG

BIELEFELD

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir