Koşulsuz Adalet Hareketi AİHM’in önüne siyah çelenk bıraktı

Avrupa’da yaşayan Türkiyeli avukatlar tarafından oluşturulan Koşulsuz Adalet Hareketi, savunmaya karşı yürütülen operasyonları ve siyasal baskılara dikkat çekmek amacıyla 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü’nde...

Hasip Kaplan; Demirtaş bir kuyudaydı, onu kuyuda bıraktık

H-D-P Şırnak eski Milletvekili Hasip Kaplan, Türkiye'nin Selahattin Demirtaş için beraat kararı veren AİHM'nin kararını uygulamak zorunda olduğunu söyledi. Demirtaş’ın tutuklanması üzerine eş başkanlık...

Zafer işareti annelerin acılarını kullanan iktidara karşı

HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu, partisinin Diyarbakır il binası önünde bekleyen grubun li-nç girişiminde bulunduğunu belirterek, “Zafer işareti ac-ılı an-nelere karşı değil, ac-ılı an-nelerin...

Başkanlık sistemine olan destek en düşük seviyesine indi

Kamuoyu araştırma şirketi Metropoll'un yaptığı ankete göre, "güçlendirilmiş parlamenter sistem"e geçmek isteyenlerin oranı yüzde 57,7 seviyesinde..  Şirketin resmi Twitter hesabından yapılan açıklamada "Aralık 2020’de başkanlık sistemine olan destek...

Akşener: Erdoğan ve küçük ortağını iyi tanıyorum

Akşener: Erdoğan’ı, küçük ortağını, takındığı medeniyet ve hukuktan uzak tutumu konusunda, uyarmaya çağırıyorum. İYİ Parti lideri Meral Akşener, Selçuk Özdağ gazetecilere yapılan saldırılar ve MHP’lilerin...

Demirtaş’ın avukatları AİHM kararının uygulanması içim AYM’ye başvurdu

Arupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 'derhal tahliye edilmeli' kararına rağmen Selahattin Demirtaş serbest bırakılmamıştı. HDP'nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın avukatları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin hakkında...

İslam istis-marcılarını Müslümanlar durdurmalıdır

Aynı Kategoriden

Emevilerle birlikte İslam istismar edilen, kullanılan, iktidar ve muktedirlerin dini haline dönüştürülmüştür. Din istismarcılığı ve bezirganlığının durdurulup bertaraf edilmesi, ancak bu dine samimi ve cesur olarak sahip çıkanlarla gerçekleşebilir. 

Tarihin bu kesitinde, istismarın din adına bu kadar tavan yapmasının normal karşılanması garip bir durumdur. Müslüman şahıs ve toplum nasıl bu duruma düşürüldü? İslam sorgulamayı ve hesap sormayı yasaklayan bir din midir? Değilse nasıl bu duruma gelindi? Böylesi şahsiyetler nerede hangi ortamda yetiştirildi? Sorgulamayan bir toplumu şekillendirmenin İslami açıdan sakıncaları ve faydaları nelerdir? Peygamberin toplumu olup bitenleri sorgulamıyor muydu? Sorgulatmayan ve hesap sormayan Müslüman şahsiyet ne zaman ve nerde ortaya çıktı/çıkarıldı?

İslam adına yapılan ahlaksızlıkları nasıl yorumluyoruz? İslam adına yorum yapanlar kimler? İslam adına yapılan yorumlar neden sürekli istismarcı, katil, hırsız, düzenbazların iktidarlarının tahkim edilmesine yarar? İman ehli olduğunu söyleyen şahsiyet ve toplumların arasında yaşanan bu kadar günah ve ahlaksızlığa karşı vurdum duymazlık, sessizlik nasıl kabul ediliyor? İslam-a inanlar inançlarına yapılan bu kadar günaha ve suça neden ses çıkarmıyor?

Bu sualler fazlası ile çoğaltıla bilinir. Sorun olan bu yaşananları tahlil ederken ve yaşarken, Müslümanlar hangi ölçüleri esas alacak, kangrenleşmiş sorunları nasıl çözecek?

Samimi ve dürüst Müslüman olup bitenler karşısında, kendi içine kapanmış, sindirilmiş, korkutulmuş ya da para ve dünya maişeti dışında bir şey düşünemeyecek duruma getirilmiştir. Emevi Hanedanın iktidarından beridir, İslam’ın içine düşürüldüğü durum böyledir. Kur’anî ve Muhammedî İslam, Sıffin savaşında Kur’an sayfalarının mızrakların başına takıldığından bugüne, İslam’ı istismarın yegane aracı haline dönüştü. Şii, Sünni iktidarları hep aynı hoyratlıkta İslam’ı istismar ettiler. Kerbela çöllerinde derdest edilen İslam’a inanarak sahip çıkanlar, ya öldürülmüş ya zindana atılmış, ya da sürgün edilmiştir.

Emevilerle birlikte İslam istismar edilen, kullanılan, iktidar ve muktedirlerin dini haline dönüştürülmüştür. Din istismarcılığı ve bezirganlığının durdurulup bertaraf edilmesi, ancak bu dine samimi ve cesur olarak sahip çıkanlarla gerçekleşebilir. Günümüzde birkaç İslam istismarcı ideolojik çizgi mevcuttur. En göze çarpanlar ve görünür olanlar; Seleficilik, (Suudi Arabistan, Afganistan, Pakistan ve kısmen Avrupa’dır). İhvancılık, (Mısır, Filistin, Tunus ve kısmen Afrika’dır) Türk-İslam senteziciliği, Kemalizmin ve Turanizmin zihni olarak baskın olduğu ırkçı, kaypak, güce tapan, inanç çizgisi muğlak olan, yeri geldiğinde, Selefi, yeri geldiğinde İhvan, yeri geldiğinde iktidarı için her kılığa girebilen bir yapılanmadır. Her kesimi kendisi için kullanan ideolojik yapılanmadır. Aynı zamanda İslam’ı en hoyratça kullanandır. Şii İran çizgisi ise daha çok kendine has farklı ve kendi tarzını oluşturmuş bir Pers yapılanmasıdır. (İran, Suriye, Yemen, Irak ve Lübnan’da aktif faaliyetler de yoğunlaşmıştır.) Bahsi geçen yapılanmalar, İslam’ı istismar ederek, kendi imparatorluklarını genişletme, toplumlarını sömürmeyi hedeflemektedirler. İktidarı hedefleyenlerin bütün yorumları, yaklaşımları tamamen muktedirlik amacına münhasırdır. Toplumları kendi iktidarlarına entegre etmek, kendi iktidarlarının, nüfuz alanını genişletmek, kendi alanları dışındaki kesimlere, ideolojilerini ihraç etmeye çalışmaktadırlar. Bu istismarı fark edenleri ise tekfir ve terörist ilan ederek iktidarlarını idame ettirmekteler.

Dikkat edilirse her bir iktidar erki diğeri ile siyasi olarak rekabet ettiklerinden, bazen birbirleri ile din kardeşliği yaşarken, iktidar alanlarına müdahale gördüklerinde diğerini din düşmanı ilan etmekten çekinmemekteler. Dinin bu kadar pervasızca istismar edilmesini ancak samimi ve inançlı Müslümanlar durdurabilir. Samimi Müslümanlar Kur’anî ve Muhammedî olan İslami ölçülere dönerek istismara son vermelidirler. Peygamber vefatından sonra iktidara ve maddi güce göre şekillenen Müslümanlar, iktidar çevreleri tarafından iktidarların çıkarına göre uyarlandı. Sorgulama yetisini yitirmiş toplum ve toplulukların, sorgulama özelliklerini Kur’an bize öğretiyor. Ey insanlar! Allah’ın vaadi haktır. Dünya hayatı aldatıcıdır. Aldatıcılar Allah’ın adını kullanarak sizi aldatmasın. (Fatır Suresi 5. Ayet)

Kur‘an sorgulayan şahsiyet ve toplum inşa eder, istismarın her türlüsüne karşı çıkmayı öğütler. Din adına istismarı, Allah’a iftira olarak açıklar. Bunun en büyük günah olduğunu bize söyler.

Kur’an aklın sürekli bir biçimde çalışmasını ve sorgulamasını, kalbin ise vicdani muhakeme yaparak, gafletten uzak tutulmasını salık verir. Akıllarını çalıştırmayanların ve sorgulamayanların üzerine gökten pislik yağdığını anlatır.‘ O, Akılını çalıştırmayanların (sorgulamayanların) üzerine pislik yağdırır. (Yunus 100) Samimi Müslümanlar çoğunluktadır, fakat kendilerini zihniyet olarak maddi iktidarlardan kopuşa götürmelidirler. Sistemlerin dışında Kur’an’ın ve aklın sistemine dahil olmalıdırlar. İktidarı ve muktedir olmayı hedeflerinin arasından çıkarmış, samimi Müslümanlar, akıllarını sorgulama için kullanmaya başladıklarında, dünyevi ve uhrevi huzuru yakalayacaklardır.

İstismar fark edildiğinde, ‘hakikat‘ anlam kazanır. Müslüman o zaman özgürce ve refah içerisinde, dinini yaşamaya başlar. Huzur, barış, bilgi ve ahlak o zaman toplumsallaşır. Kur’an bizi daru sellam a çağırıyor. Barış, özgürlük, yardımlaşma, kardeşleşmenin olduğu bir inşaya çağırıyor. Bunun da ancak din istismarı sonlandığında gerçekleşebileceğini anlatıyor. İslamı korumanın yegane yolu, istismarcıları deşifre etmek ve onlara karşı mücadele etmekle gerçekleşir. Ahmet TURHALLI

Tüm Haberler

İlgili olabilecek haberler