İsmail Beşikçi’nin KDP için yazdığı bildiri

İsmail Beşikçi’nin KDP için yazdığı bildiri

Peki, İsmail Beşikçi kimi kimin ülkesinden ve hangi sıfatla çıkarıyor? Bu hakkı ona kim veriyor? Kürdistan toprakları KDP ve Beşikçi’nin baba mülkü müdür? KDP ve Beşikçi Kürdistan’ın zabıta amiri midir?

17 Aralık 2020 tarihinde, İsmail Beşikçi imzasıyla, Nerina Azad isimli bir sitede, “Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde PKK-Haşdi Şabi İşbirliği” başlığı ile bir yazı yayımlandı. Geçen bir haftalık süreçte bu yazıya hiçbir yanıt verilmemesi; eli kalem tutan yazar-çizer ahalinin çürütücü sabrı ve beş para etmez hoşgörüsü, en az Beşikçi’nin yazısı kadar manidardır.

Yazı, Türkiye-KDP-Irak ortaklığı ile, PKK’ye ve Kürdistan gerillalarına yönelik tasfiye planlarının yapıldığı bir süreçte yazıldı. Türkiye’nin KDP desteğine, KDP’nin de dışarıdan gelecek bir desteğe ihtiyaç duyduğu bir zamanda…

KDP, Güney Parlamentosu’nun, hükümetin ve Güney’deki siyasi partilerin onayını ve desteğini olmadan, Ankara ve Bağdat hükümetiyle, PKK’ye karşı işbirliği anlaşması yaptı. Ancak KDP dışındaki tüm partiler ve Güney Kürdistanlılar, KDP-TC işbirliğine karşı çıkıyor. KDP’nin, TC ile işbirliğine karşı, fiilen ve ismi konulmamış bir ittifak oluşmuş durumda. “Güney Kürdistan’dan PKK değil, Türk ordusu çıkmalı” düşüncesi hakim düşünce.

İsmail Beşikçi bütün bunlardan habersiz olabilir mi? Aslında yazı veya makale de değil, İsmail Beşikçi bir gerçeği ters yüz ederek bir KDP bildirisi yazmış; “PKK/KCK Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin egemenliğini tanımaya davet edilmelidir. Tanımıyorsa bölgeyi terketmelidir. Terketmiyorsa, takibatla, idari ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmalıdır.”

Bu talep İsmail Beşikçi’nin “çok kızdığı” Türkiye Cumhuriyeti’nin temel talebidir. Bu talep AKP, MHP, CHP, Hüda-Par ve KDP’nin ortak talebidir. Bu talep Doğu Perinçek’in, Süleyman Soylu’nun talebidir. Bu kadar benzemezi bir araya getiren “büyük aşk”ın sırrı, çok açık ki PKK düşmanlığıdır.

İsmail Beşikçi de aynı talebi dile getiriyor. Peki, İsmail Beşikçi kimi kimin ülkesinden ve hangi sıfatla çıkarıyor? Bu hakkı ona kim veriyor? Kürdistan toprakları KDP ve Beşikçi’nin baba mülkü müdür? KDP ve Beşikçi Kürdistan’ın zabıta amiri midir? Olgucu ve bilimsel yöntemci(!) Beşikçi bu kadar zamandır anlamamış: PKK, Güney Kürdistan topraklarına ne KDP icazetiyle ne de KDP egemenliğini yıkmak üzere gelmedi! 1982 yılında PKK ile KDP arasında yapılan “ortak düşmana karşı birlikte mücadele, ulusal çıkarlar temelinde dayanışma ve yardımlaşma” içeriğiyle yapılan anlaşmayı KDP’den isteyip bakabilir.

PKK ve KCK yöneticileri, bu gerilimden çok önceleri, Güney Kürdistan Yönetimi’nin egemenliğini tanıdıklarını, bu egemenliğe saygı duyduklarını; dış saldırılar söz konusu olduğunda bu egemenliği korumak için hazır olduklarını onlarca kez yazılı ve sözlü açıkladılar. O bakımdan Beşikçi’nin “egemenliği tanımaya davet” çağrısı kamuoyunu manipüle etmeye yönelik art niyetli ve lüzumsuz bir çağrıdır.

Ayrıca PKK, Mesud Barzani’den 1 milyon dolar alarak vakıf kurmadığı gibi, yıllık vakıf fonlarını da KDP’den almadığına göre, Beşikçi’nin iddia ettiği gibi bir mecburiyet ve mahkumiyet söz konusu olamaz. İsmail Beşikçi ve İsmail Beşikçi Vakfı, hiçbir hicap ve ahlaki sorumluluk duymadan şöyle diyor;

– PKK medyası, Kürdistan Bölgesi’nin yıkılması için açık çağrı yapan haberler yayımlıyor.– PKK medyası sık sık, Irak’ın, Suriye’nin, Türkiye’nin meşru devletler olduğunu, bağımsız Kürdistan’ın meşru olmadığını yazmaktadır.– Kürdistan Bölgesi güvenlik kaynakları, gösterilerde yer alan maskeli kişilerin PKK’li olduklarını ve şiddet olaylarını körüklemek için provokasyon yaptıklarını belirtiyorlar.– PKK/KCK, Şengal’de Haşdi Şabi ile ortaklık ve işbirliği içinde Şengal’i Kürdistan’dan uzaklaştırma çabasındadır. Bugün PKK/KCK Şengal’de, İran çıkarlarının koruyucusu durumundadır.

Şimdi tek tek yanıtlayalım:Bir: Beşikçi ve ona bu yazıyı yazdıranlar hangi “PKK Medyası”nda, hangi tarihte ve hangi haber veya yazıda “Kürdistan Bölgesi’nin yıkılması” için çağrı yapıldığını açıklamazlarsa yalancı ve müfteri durumunda kalacaklardır.

İki: İsmail Beşikçi, “PKK Medyasında” sık sık “Irak, Suriye ve Türkiye meşru devletlerdir, bağımsız Kürdistan meşru değildir” diye yazılan tek bir yazı, analiz gösterebilir mi? Sık sık çıktığı söylenen bu yazıları Nerina Azad, K24 veya Rudaw’da yayınlamayan yalancı ve iftiracı olsun mu? Üç: İsmail Beşikçi ve şurekasının Güney Kürdistan’ın egemenliği ve statüsü gibi bir dertleri varsa eğer ve samimi iseler, öncelikle TC’nin son iki yılda Güney Kürdistan’da kurduğu 40 karakol ve askeri üsse karşı çıkmalıdırlar. “Gösteri yapan kalabalık içinde maskeli PKK’liler” yalanı gerçek olsa dahi, KDP egemenliğini 40 karakolun milyonda biri kadar ihlal etmez. Egemenliği, Duhok, Zaxo, Hewlêr ve Süleymaniye’de açılan MİT büroları ihlal eder. Hizbulkontra’nın legal yüzü Hüda-Par’ın, KDP garantörlüğünde Hewlêr, Kerkük, Süleymaniye ve Halepçe’de açtığı, MİT’e bağlı, HAKSİAD isimli paravan dernekler ihlal eder.

Dört: İsmail Beşikçi, “PKK/KCK’nin, Şengal’de Haşdi Şabi ile işbirliği içinde Şengal’i Kürdistan’dan uzaklaştırma çabası” içinde olduğunu belirtmektedir. KDP sözcülüğüne soyunan mantıklı bir insan, diğer bütün konulara değinebilir ama Şengal mevzusuna girmez, Êzîdî Kürtlerden hiç bahsetmezdi. Ne dediğini bilemez duruma gelmek, kendi kendisinin aleyhine beyanda bulunma hali dedikleri bu olsa gerek. Şöyle diyor İsmail Beşikçi ve İsmail Beşikçi Vakfı; “Bugün, PKK/KCK, Şengal’de Haşdi Şabi ile ortaklık ve işbirliği içinde Şengal’i Kürdistan’dan uzaklaştırma çabasındadır. Bugün PKK/KCK Şengal’de, İran çıkarlarının koruyucusu durumundadır.”

Şengal söz konusu olduğunda en son konuşacak hatta konuşmaktan haya edecek tek güç KDP ve destekçileridir. DAİŞ Şengal’e saldırdığında ne KDP güçleri ne Irak ordusu tek bir mermi sıkmadı, arkalarına bakmadan ve utanmadan kaçtılar! Êzîdî Kürtleri DAİŞ çetelerinin katliam ve tecavüzüne terkettiler. PKK mensubu bir avuç gerilla, DAİŞ çetelerine karşı tarihi bir direniş sergiledi. Katliam durduruldu ve siviller Şengal Dağı’na ve Rojava’ya geçirildi. Bu işi Beşikçi’nin KDP’si değil, PKK ruhu, zihniyeti ve kişiliği gerçekleştirdi. Mesud Barzani bunun için PKK’ye ve gerillalara teşekkür etti.

İsmail Beşikçi ve İsmail Beşikçi Vakfı, bu kaçışın da, Barzani’nin teşekkür ziyaretinin de fotoğraf ve videosunu Basnews, Nerina Azad ve K24 sitesinde bulamazlar. Ama onların dışında istedikleri her yerde bulabilirler. Ayrıca, Haşdi Şabi denilen İran yanlısı güç, Irak devletinin ordusuna entegre edilen; maaş, silah ve iaşesini Irak ordusundan alan bir güçtür. Beşikçi’nin yazısında, en azından bu gerçeği bildiği anlaşılıyor. Bilmemezlikten geldiği husus, KDP ile Haşdi Şabi arasında yapılan anlaşmadır.

ABD’nin koordinasyonunda, Bağdat hükümeti ile KDP arasında, 9 Ekim 2020 tarihinde Şengal Anlaşması yapıldı. Bu anlaşmaya göre KDP güçleri ve Irak ordusu, Şengal’deki yabancı askeri güçleri (PKK diye anlayalım) çıkarmak için işbirliği yapacaktır. Anlaşma yapıldığına göre, KDP güçleri ile Haşdi Şabi’nin omurgasını oluşturduğu Irak ordusu aynı çadırlarda kalacak, aynı kumanyadan yiyecek ve ikisi birlikte PKK’ye ve Şengal Savunma güçlerine kurşun sıkacaktır. Haşdi Şabi, PKK gerillalarına ve Şengal’deki Êzîdî Savunma Güçleri’ne karşı KDP ile ortaklık halinde ve aynı koordinasyon içindedir. Dolayısıyla, İsmail Beşikçi ve onun yazısını redakte eden İsmail Beşikçi Vakfı Yönetimi, gerçeği çarpıtarak kuyruklu bir yalana dönüştürmüştür.

İsmail Beşikçi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için, bir tek gün, tek bir cümle kurmamış, aksine PKK yönetimine, Öcalan’la ilişkilerini kesmelerini, onun söylediklerini dikkate almamaları telkininde bulunmuştur. Aynı Beşikçi, Kürt halkı nazarında beş paralık bir değeri kalmayan, aktif siyaseti bırakarak fırıncılık yapan Osman Öcalan’ı “Kürt siyasetçi” diye taktim ederek kendi görüşlerine referans kılmaktadır. Osman Öcalan’dan medet umacak duruma gelmek başlı başına bir acizlik ve zavallılık halidir.

KDP-PKK gerilimi ortaya çıktığında, KNK ve Güney Kürdistan Parlamenterler Birliği, Kuzey Kürdistan’da ve Rojava’daki Kürt partileri, YNK ve Goran, Avrupa Parlamentosu’nda, 60 parlamenterden oluşan Kürt Dostluk Grubu, Avrupa’daki Kürt kurum ve dernekleri, Kürt sanatçı, yazar ve aydınları hep birlikte, Kürtler arası sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi çağrısı yapmıştır. İsmail Beşikçi ve İsmail Beşikçi Vakfı yalan, iftira ve karalamalardan ibaret yazılarında, tek bir kez dahi sorunların diyalog yolu ile çözülmesi çağrısı yapmamıştır. Güney Kürdistan topraklarından işgalci Türkiye’nin değil, PKK ve Kürt gerillalarının çıkarılmasını önermiş, şayet çıkmazlarsa çatışma ve zor yolu ile çıkarılmaları tavsiyesinde bulunmuştur.

İsmail Beşikçi, Türkiye’nin Güney Kürdistan’da, 40 askeri üs kurmasını, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin egemenliğini ve otoritesini ortadan kaldıran bir gelişme olarak görmüyor. Saklama gereği de duymadan, Türk devletinin Güney Kürdistan işgalini, KDP ile işbirliğini ve PKK’nin tasfiye edilmesini savunuyor. FERDA ÇETİN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir