‘KDP-AKP ittifakı feci sonuçlara yol açar’

‘KDP-AKP ittifakı feci sonuçlara yol açar’

Gazeteci Kamal Chomani, Kdp-Akp ittifakının Kürt halkı için feci sonuçlara yol açacağı uyarısında bulunarak, Mesrur Barzani yönetimindeki bölge hükümetinin, yeni-Osmanlıcı hırsların bir uzantısı olduğunu kaydetti. 

Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki gelişmelere ilişkin Yeni Özgür Politika Gazetesi’ne yazan Kamal Chomani, Türk Si-lahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi ope-rasyonuna Kdp’nin katılmasıyla yeniden gündeme gelen Kdp-akp ve Barzani-Erdoğan ilişkilerini kaleme aldı. P-k-k ile Kdp arasındaki çatı-şmaların 1980’lere kadar uzandığını belirten Chomani, her iki tarafın çat-ışan ideolojik, jeopolitik ve farklı ekonomik çıkarları olduğunu söyledi. P-k-k’nin laik, eşitlikçi ve ilerici, Kdk’nin ise muhafazakar aşiret siyasetine dayandığını ifade eden Chomani, 1990’lardaki Kürt iç çat-ışmaları sırasında hem Kdp hem de Pk-k’nin kaynak, malzeme ve sav-aşçı açısından önemli kayıplara uğradığını kaydetti. 

Chomani’nin “Tehlikeli ittifak” yazısı şöyle: “Çatı-şma, İslam Devleti) grubunun saldırısından bu yana yeniden ortaya çıktı. Şengal’in is-id kontrolüne geçmesinin ve P-k-k’nin Suriye (Rojava) içindeki askeri kapasitesinin artmasının ardından, Kdp’nin destek için Recep Tayyip Erdoğan hükümetine (Türkiye’nin Kürt sorunu konusundaki demir yumruğuna rağmen) yanaşmasıyla birlikte, yeni bir çatışmanın ufukta olabileceği görülüyor. Ortadoğu’da Kürt davasına zarar vermenin yanı sıra, herhangi bir Kdk-p-k-k çatışması, kaçınılmaz olarak bir insani krize yol açacak ve Irak Kürdistan Bölgesi’nin sınırlarının ötesinde sonuçlara neden olacaktır. Çıkacak herhangi bir çatışmanın ilk kazananı IŞİD olacak ve bu, Türkiye’nin bölgedeki yeni-Osmanlıcı politikalarını daha da genişletecek. 

p-k-k, isi-d’in Ortadoğu’da ortaya çıkışını engellemede ve zayıflatmada yadsınamaz bir rol oynadı. Pk-k olmasaydı, (Irak’ın ikinci büyük şehri Musul’un şafaktan önce teslim olduğunu gördüğümüz için) Kürdistan Bölgesi’nin çoğu bir gecede isi-d’in kontrolüne girecekti. IŞİD’in çöküşünün, P-kk yanlısı Yp-g’nin Kobanê’de onları mağlup etmesiyle başladığını ve bunun da Suriye’deki Kürtler ve Araplar arasında isi-d’e Karşı Küresel Koalisyon’un da yardımıyla uzun süreli bir ilişkiye yol açtığını belirtmekte fayda var.

Politikacıların kendilerine sorması gereken soru, barışa giden bir yol olup olmadığı. Uluslararası toplum insani bir felaketin yaşanmasını önleyebilir mi? Bölge daha fazla savaş ve çatışmayı kaldıramayacağı için uluslararası toplum barış çağrısında bulunmalı ve Irak’taki uiym’lerin menşe bölgelerine dönüşlerine, mültecilerin geri dönüşüne ve isi-d’e karşı mücadelede harabeye dönüşen şehirlerin yeniden inşasına odaklanmalıdır.

Dinamikler büyük ölçüde değişti. İlgili tüm kişilerin çıkarları örtüşmektedir. Kürdistan Bölgesi ciddi sosyal, siyasi, ekonomik ve güvenlik sorunlarından mustarip. Kürdistan Bölgesel Yönetimi hükümette verimlilik sınavını geçemedi ve başarısızlıklarının en iyi örneği, son yedi yıldır memur maaşlarını ödeyememeleri. Kürdistan Bölgesi’ndeki yolsuzluk tüm zamanların en yüksek seviyesinde. Görevdeki Başbakan Mesrur Barzani’nin basın özgürlüğüne karşı yürüttüğü lanet olası savaşı rapor edecek özgür bir basın yok. Bunun yerine içeride, bölgenin en yüksek mevkilerini elinde tutan iki kuzen arasında bir güç mücadelesi görüyoruz, hem Başbakan Mesrur Barzani hem de kuzeni Başkan Neçirvan Barzani yerel, Iraklı, bölgesel ve uluslararası ortaklar kazanmak için sürekli olarak birbirlerinin altını oyuyorlar. Barzani ailesi, Kürdistan Bölgesi’ni başarısız bir bağımsızlık referandumuna götürdüğü gibi, Türkiye’nin jeopolitik emellerinin kaprisleriyle PKK’ye karşı bir savaş başlatarak, bölgeyi başka bir başarısızlığa daha götürecektir.

Yerel haberler, Türk ordusunun Irak’a en az 40 kilometre sızdığını, Kürdistan Bölgesi’nin doğa açısından göz kamaştıran kısımlarını ormansızlaştırdığını ve operasyonlarını yürütmek için askeri yollar inşa ettiğini gösteriyor. Sürmekte olan bu çatışmadan zarar görenler sıradan sivillerdir, ülke içinde yerinden edilmiş Êzîdîler (ÜİYEM’ler) soykırıma maruz kalmalarına rağmen vatanlarına dönememektedirler, çünkü Kdp onların evlerine dönmelerini istememektedir ve P-k-k gücü, isi-d’in kontrolünden kurtardıkları Şengal’in bazı bölgelerinde hala durmaktadır.

Türkiye Suriye’yi, Libya’yı, Azerbaycan’ı ve şimdi de Irak’ı istikrarsızlaştırdı. Petrol ve gaz zengini topraklara ulaşmak için güçlerini pekiştirmek ve sınırları genişletmek gibi jeopolitik emellerini sürdürmek için Osmanlıcılığı yeniden canlandırma hayallerine Akdeniz’de devam edecekler. Barzani ailesi Türkiye’nin desteği karşılığında bu jeopolitik menfaati pazarlıyor ve Kürdistan pahasına da olsa bunu yapmaya devam edecek. 

P-k-k’nin neden var olduğu konusunda çok fazla kafa karışıklığı var gibi görünüyor. Türkiye’nin inkarcı ve soykırımcı politikalarına tepki olarak varlar. Türkiye’nin Kürt halkının insan haklarını koruyamamasının doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktılar. Kürtlerin dağa ya da sandığa gitmesi fark etmez, Türkiye’deki kaderleri hep aynıdır. Selahattin Demirtaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin serbest bırakılmasını talep etmesine rağmen hala hapiste yatıyor. Türkiye, son girişim 2013-2015 yıllarında olmak üzere, üç kez P-k-k ile barış masasına oturmuştur. P-k-k, Irak’ın ve Kürdistan Bölgesi’nin bütünlüğünü hiçbir zaman tehdit etmedi. Sormamız gereken soru, Türkiye Irak’ın içinde ne istiyor? Neden Kürdistan Bölgesi’nin dağlık bölgelerinde daha önce hiç elde edilemeyen bir kontrolü pekiştirmeye çalışıyorlar? Batılı ülkelerin kendilerine sorması gereken sorular şunlar: Türkiye Ortadoğu’da gerçekten neyi başarmaya çalışıyor?

Kdp-akp ve Barzani-Erdoğan ittifakı, Kürt halkı için feci sonuçlara yol açacaktır. Kürdistan Bölgesi’ni yabancı güçlerden korumaya yönelik her türlü çabayı geriye götürecek ve bölgedeki Türk emelleri için küçük bir koloni haline getirecektir. Bölgeyi anlamsız bir savaşa sürükleyecek ve bu süreçte masum sivillere zarar verecektir. Türkiye bölgedeki kararlarını ve politikalarını hesaplamıştır ve petrol zengini Kerkük kentine ulaşmak ve özellikle doğal kaynak potansiyelinin bulunduğu tartışmalı alanlarda etkilerini genişletmek istediği açıktır. Irak’taki karar alıcılar, Türkiye’nin isteklerini dikkate almalı ve Türk ordusunun kendi topraklarında büyümesini durdurmak için hızla harekete geçmelidir. Türkiye hızla gelişirken, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki toprak kaybını hiçbir zaman atlatamadı ve kabul edemedi. Eski Osmanlı topraklarını, her fırsatta nüfuzunu ve kontrolünü genişletmeye çalıştığı üstünde hak sahibi olduğu topraklar olarak algılıyor.

Mesrur Barzani’nin iktidarı daha da pekiştirmek için başarısızlıklarını gizlemesi gerekiyor. Pk-k’nin ana düşmanı Erdoğan ve Türkiye Kdp’nin ana müttefiki olduğu için, hiçbir şey ona P-k-k’ye karşı bir savaş kadar hizmet edemez. Bu arada Mesrur Barzani, P-k-k ile mücadele yoluyla Erdoğan’ın ittifakını çeşitli nedenlerle kazanmak istiyor. 

*  Birincisi, Mesrur Barzani kuzeni ve kayınbiraderi Neçirvan Barzani’nin altını oymak istiyor, çünkü 2003’teki Irak işgalinden ve özellikle 50 yıllık petrol anlaşmasından sonra Erdoğan ve Türkiye’nin kilit müttefiki Neçirvan’dı.

*  İkincisi, Mesrur Barzani’nin ne Bağdat’ta ne de Erbil’de dostu yok, koalisyon hükümeti zaten paramparça çünkü ne Goran ne de KYB memnun değil. Bağdat’ta yine Barzani’nin dostu yok, hükümeti Bağdat’la bağlarını toparlayamadı. Kürdistan yönetimi, İran’la bağları ve Şii partilerle tarihi bağları nedeniyle Bağdat’ta daha güçlü. Bunun bir sebebi de, Barzani’nin referandumunun, Bağdat’ta dostlarını kaybetmesine neden olması.

* Üçüncüsü, İran güçlü kalmaya devam ediyor ve ABD’nin Ortadoğu ve Irak’tan çekilmesi İran’ı ülkede daha güçlü kılacak. Bu nedenlerle kuzeninin bile kendisine komplo kurduğunu düşünen paranoyak bir politikacı olan Mesrur Barzani kendini çok yalnız hissediyor. Bu duygu, Avrupa’yı en son ziyaret ettiğinde ortaya çıktı: İçerdeki otoriter politikaları nedeniyle hiç kimsenin onunla görüşmeye istekli olmaması, Kürt dostlarını Kürdistan yönetiminin geleceği hakkında soru sormaya yöneltti. Tüm bölgede artık tek bir yakın müttefiki var; Erdoğan.

Tehlikeli bir ittifak, bu dostluk zaten Kürdistan Bölgesi’ne ve Irak’a savaş getiriyor. ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mahmûr kampına yönelik Türk hava saldırılarından duyduğu derin endişeyi ifade etti, hava saldırılarında üç sivil öldü. Türk ordusu Güney Kürdistan topraklarına 40 kilometre kadar girerek Kürdistan Bölgesi’nin en güzel doğasını ormansızlaştırdı ve kesilen ağaçları Türkiye’ye nakletti. Kd-k, Êzidî ÜİYEM’lerin menşe bölgelerine dönmelerine izin vermiyor, çünkü P-k-k yanlısı güç Şengal’deki bazı bölgelerin fiili hakimi olmaya devam ediyor. Türkiye, Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih ve Irak Başbakanı Mustafa el Kadhimi’ye bu gücün bölgeden çekilmesini sağlamaları için baskı yapıyor. Ancak İran’ın Irak’taki müttefikleri, Türkiye’nin Irak’taki genişlemesine karşı çıkma konusunda kararlılıklarını korudular. Irak, ülkedeki Türk askeri üslerinden, özellikle tartışmalı bölgelerdeki üslerden memnun değil, ancak Barzani daha da fazla alan açıyor. Mesrur Barzani yönetimindeki hükümet, şimdi birçok Kürt ve Irak’taki farklı insanlar ve partiler tarafından Türklerin Kürtlere karşı savaşının ve bölgedeki Türk yayılmacı yeni-Osmanlıcı hırslarının bir uzantısı olarak görülüyor.

Kdp-Akp ve Barzani-Erdoğan ittifakı Irak egemenliğini, toplumsal dokusunu ve kültürel, insani ve siyasi hakları için mücadele eden diğer Kürt hareketlerini etkilememelidir. Tartışmalı bölgelerde başka bir insani krizden ve Kürt partiler içinde başka bir iç sav-aştan kaçınmak için, Irak ve uluslararası toplum, Türk saldırılarını durdurmak üzere birlikte çalışmalı ve Türkiye, askeri üsleri ülkenin istikrarı için bir tehdit oluşturduğundan ülkeyi terk etmeli. Türkiye Suriye’de, Libya’da, Azerbaycan’da ve Akdeniz’de kilit bir istikrarsızlaştırıcı olmuştur, bu yüzden ona güvenilmemelidir.” MA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir