“AKP kendisine oy veren Kürtleri kaybedebilir”

“AKP kendisine oy veren Kürtleri kaybedebilir”

Anayasa Mahkemesi , Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HDP’nin kapatılmasını talep ettiği ikinci iddianamesini oy birliğiyle kabul etti. Toplam 451 kişiye siyasi yasak istenilen 843 sayfalık iddianamede “Siyasi parti tabelası adı altında parti binalarının örgüt hücresi haline getirildiği tespit edilmiş, HDP bu nitelikteki eylemlerin odağı haline gelmiştir” ifadeleri yer alıyor. Yargıtay’ın ilk iddianamesini sunduğu 17 Mart sonrasında dile getirdiği “Partiyi kapattırmayacağız” tezini sürdüren HDP ise geniş katılımlı bir hukuk komisyonuyla AYM’ye karşı savunma hazırlıklarını başlattı. İddianamenin HDP’ye ulaşmasından sonra AYM, partiye ön savunmasını yapmak için 60 günlük süre tanıyacak. HDP’nin ek süre istemesi halinde, ön savunma süresi 90 güne uzayabilecek.

DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, HDP’nin 15 Ekim 2012’de kurulduğunu hatırlatarak “İddianamenin siyasi bir metin olduğunu herkes biliyor. HDP’nin kuruluşundan önceki gelişmeler iddianamenin içine doldurulmuş. İçine bir de çözüm süreci eklemişler. O sürecin bir parçasının kendileri olduğunu hesaba katmamışlar. Kapatma davasını neden şimdi açtıklarını açıklayamayacaklar. Biz, partimizi savunmaktan geri adım atmayacağız” değerlendirmesini yapıyor.

Savunma hazırlıklarına başlayan HDP yönetimi, partinin kendi kendisini kapatıp yeniden açılması ya da parlamento seçimine bağımsız adaylarla gidilmesi, cumhurbaşkanlığı seçiminde ise sandığa gidilmemesi dahil tüm seçenekleri şimdilik bir kenara bırakıyor. Parti yönetimi, “Hukuki ve politik mücadelemizi sürdüreceğiz” mesajı veriyor.

Peki hukuki süreç nasıl ilerleyecek? Demokratik Halk Partisi’nin (DEHAP) kapatılması 2003 yılında dava açan Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, HDP’yi kapatma davasının hukuken sonuç vermeyeceğini düşünüyor.

Kanadoğlu bu görüşünü DW Türkçe’ye “Daha önce de söyledim. Anayasayı kuşa çevirdikleri için, Siyasi Partiler Kanunu’nun 108. maddesini iptal ettikleri için HDP kendisini feshetse bile parti kapatma davasının devam edeceği düşünülemez. Şimdi, HDP yetkili organlarını toplayıp kendini feshederse AYM de davayı düşürmek durumunda kalır. Ortada yasal düzenlemeler varken, kanunlar varken kapatma davasından sonuç beklemek anlamsızdır” sözleriyle açıklıyor.

DEHAP’a karşı açtığı davanın AYM önünde bekletildiğini, 2010’dan sonra da AYM’nin Siyasi Partiler Kanunu’nun 108. maddesini iptal için toplandığına işaret eden Kanadoğlu, “Bu madde, bir parti kendisini feshetse bile hakkında açılan kapatma davasının devam edeceğini söylüyordu. AYM, bu maddeyi iptal etti ve yerine bir madde koymadı. Zaten sonra da benim açtığım davanın düşürülmesine karar verdi” diyor.

O zaman hukuken tartışmalı olan bu kapatma davası neden açıldı? Kanadoğlu bu soruya “Göz korkutma ya da siyasi çıkarlar için kapatma davası açılmış olabilir. Davanın siyasi hayata yeni bir düşmanlık, ayrışma yaratma kapasitesi yüksek. HDP’ye oy vermiş 6 milyondan çok seçmen var. Ancak kapatılınca ‘O oylar doğrudan bize gelecek’ diye düşünmek yanlış. Yapılacak iş, demokrasi içinde birlikte yaşamanın yolunu bulmaktan geçiyor. Ötekileştirmekle bir yere varılmayacağı bilinmeli” yanıtı veriyor.

Metropoll Araştırma şirketinin sahibi, kamuoyu araştırmacısı Özer Sencar ise parti kapatma girişiminin CHP içindeki ulusalcı ve HDP karşıtları ile yine İYİ Parti’deki HDP karşıtlarına dönük bir mesaj olduğunu düşünüyor.

Davanın muhtemel siyasi sonuçlarını DW Türkçe’ye değerlendiren Sencar, “MHP’nin yoğun bir ısrarı var. Erdoğan’ın partiyi kapatmak isteyeceği kanaatinde değilim. İYİ Parti seçmeninin yüzde 60’ı HDP’nin kapatılmasını destekliyor. Kapatma davası öncesi HDP’ye dönük hücumların İYİ Parti seçmenini etkileyip Kürtlere yaklaşmasını önlemek için yapıldığını tespit ettik. Şimdi temel soru Erdoğan’ın kapatma davasından gerçekten samimi olup olmadığıdır” diyor.

Sencar, kapatma davasının seçmenin oy eğilimini nasıl etkileyeceğini iki olasılık üzerinden değerlendiriyor. “Diyelim ki kapattılar. HDP’nin ya da devamı olacak bir partinin seçime girmesine izin verilmeyecekse HDP seçmeninde bir miktar dağılma olur, dağılanların çoğunluğu CHP’ye gider, bir kısmı da sandığa gitmeyebilir. Ama HDP seçime girerse oyların rengi değişir” diyen Sencar, o tabloyu da şöyle özetliyor:

“HDP bir şekilde seçime girerse, HDP seçmeni hiç dağılma göstermez. Hatta HDP, kapatma davasına tepki gösteren seçmenden de oy alabilir. Mevcut durumda Kürtlerin yüzde 25’i AKP’ye oy veriyor. HDP kapatılırsa AKP’den en az yüzde 5 Kürt seçmen oyu kopabilir. Yani AKP, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olur. HDP’li seçmen, kapatma davası var diye oyunun yönünü zaten değiştirmez.”

Seçmenin oy tercihinde parti kapatmaktan çok seçim barajının daha etkili olacağını hatırlatan Sencar, yüzde 10’luk seçim barajının yüzde 7’ye ya da 5’e çekilmesi durumunda Haziran 2015’te yüzde 13’ün üstüne çıkan HDP oylarından Kürt olmayanlarının bir kısının “HDP’nin baraj sorunu kalmadı” düşüncesiyle kendi partilerine gidebileceğini öngörüyor.

Siyaset bilimci ve hukukçu Prof. Dr. Levent Köker, HDP’yi kapatma davasının Türkiye’nin hukuk devleti ilkesi ile çeliştiğini ortaya koyduğunu vurguluyor. Köker, DW Türkçe’ye “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Refah Partisi’nin kapatılması hariç HDP’den önceki tüm parti kapatmalar için ifade ve örgütlenme özgürlüğünün ihlali kararı verdi ve Türkiye’yi mahkum etti. Şimdi hukuken ciddiye alınabilir bir tarafı olmayan dava kamuoyunun önüne sürülüyor. Burada hukuktan çok muhalefete dönük psikolojik bir yıpratma harekatı söz konusu” diyor.

HDP’nin vurguladığı “Tüm muhalefetin birlikte hareket etmesi gerekir” çağrısının Türkiye’de demokratik ve hukuk düzenine geçiş için şimdi daha büyük önem kazandığını anlatan Köker, HDP İzmir İl binasına yapılan saldırıdan sonra muhalefetin de iyi bir sınav vermediğini düşünüyor.

Köker, “Kınamak, lanetlemek tamam ama tüm muhalefet liderleri biraraya gelip ortak bir deklarasyon yayınlasaydı Türkiye’de siyasi gerilimin dozu düşürülebilirdi. Toplum da bu deklarasyonun arkasında olacaktı. Kimse şiddet istemiyor çünkü. Böyle bir fırsatı kaçırdı muhalefet. CHP de İYİ Parti de ‘Buyrun bizi de kapatın’ çıkışı yapabilirdi. Ama ne yazık ki HDP, muhalefetin gerektiğinde başvurduğu bir adres. Böyle bir toplumsal sorunumuz da var. Muhalefet bu sınavı geçemediği sürece Türkiye’de demokratik, hukuk düzeni kurmak mümkün olmayacak” görüşünü dile getiriyor.

Kapatma davasının siyasi oy hesabı ile açılmadığını söyleyen Köker, toplumda var olan gerilimin daha da artacağı günlerin kapıda olduğu öngörüsünde bulunuyor. Köker, “Amaç gerilim yaratmak. Yoksa herkes 6 milyondan fazla HDP oyunun başka hiçbir partiye gitmeyeceğini biliyor” diyor.

Hilal Köylü / Ankara © Deutsche Welle Türkçe

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir