Akşener: Bu parayı bizzat Recep Tayyip Erdoğan’dan isteyeceksiniz

Akşener: Bu parayı bizzat Recep Tayyip Erdoğan’dan isteyeceksiniz

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘Söke söke alırlar’ sözlerine yanıt veren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Bu parayı milletimiz ödemeyecek. Eğer varsa paran bizzat sen ödeyeceksin” dedi. “Kanal İstanbul için avuç oluşturan, finans kuruluşlarını, müteahhitlik firmalarını bir kez daha uyarıyorum” diyen Akşener, “Bu parayı bizzat Recep Tayyip Erdoğan’dan isteyeceksiniz” şeklinde konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in gündeminde; AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘inadına yapacağız’ dediği Kanal İstanbul’a ilişkin sözleri yer aldı. “Kanal İstanbul’un ihalesine girenlere ödeme yapmayacağız” diyen muhalefete, Erdoğan’ın verdiği “Söke söke alırlar” sözlerine yanıt veren Akşener, şöyle konuştu:

“Maalesef geçen hafta devlet geleneğimizden bir türlü nasiplenemeyen, şanlı tarihimizi zaten bilmeyen Sayın Erdoğan, Kanal İstanbul’a karşı durduğumuz için iktidara gelince tek kuruş ödemeyeceğiz dediğimiz için çok sinirlendi. ‘Söke söke alırlar’ dedi. Bunu söyleyen kim? Bu ülkenin cumhurbaşkanı, milletin adımı. Meğersem tahkimin avukatıymış. Ya arkadaş, bugüne kadar habire kandırıldın, şimdi de sen milleti kandırdın. Şuursuzluğa bakar mısınız? Bu ülkenin cumhurbaşkanı çıkıyor ve ‘O paraları sizden söke söke alırlar’ diyor. Sizden dediği kim, milletin ta kendisi. Sandık ne zaman gelirse gelsin, seçimden yenilerek çıkacağını anlamış ve diyor ki ‘sizden.’

Küçük ortak hiç durur mu, durmaz. Hiç utanmadan Türk milletinin parasına çökecek firmaları hukuki güvence altına alalım dedi. Sözün bittiği yer. Bu nasıl iştir arkadaş? Bu nasıl bir utanmazlık? Açık açık ilan edeyim, bu nasıl bir işbirlikçiliktir? Yazıklar olsun hepinize. Sayın Erdoğan, tarafını seç. Milletinin yanında mısın, beşli çetenin arkasında mısın? Milletin adamı mısın, lobilerin adamı mı olacaksın, karar ver. İlk seçimde yolcu olduğunun farkına daha yeni varmış olabilirsin, ama İsmet Özel’in şiirinde dediği gibi; ‘Tam düşecekken tutunduğun tuğlayı Rab bellemeyeceksin.’ Yüz yıl önce de işgalcilerin avukatlığını yapmaya kalkan işbirlikçiler vardı. Sonra ne oldu? İşgalciyle birlikte geldikleri gibi gittiler. Tarihten ders al. Oturduğun makamın gerektirdiği sorumluluğun artık farkına var. Adeta bir sömürge valisi ağzıyla abuk sabuk konuşarak sana tüm makamları veren bu aziz millete apaçık ihanet ediyorsun.”

Erdoğan’a, “Bu parayı milletimiz ödemeyecek. Eğer varsa paran bizzat sen ödeyeceksin. Birisi bu parayı söke söke alacaksa senden alacak. Nitekim şimdiye kadar söke söke verdiğin paralara bakınca şimdiden para biriktirmeye başlarsan iyi edersin” diyen Akşener, “Kanal İstanbul için avuç oluşturan, finans kuruluşlarını, müteahhitlik firmalarını bir kez daha uyarıyorum; Bu parayı bizzat Recep Tayyip Erdoğan’dan isteyeceksiniz. Bizden kapik işlemez” ifadelerini kullandı. Akşener, bu hafta sona erecek olan kısa çalışma ödeneğinin uzatılması yönünde de çağrı yaparak, “Milyonlarla vatandaşımız işsizlikle karşı karşıya kalacak. Biz bu kısa çalışma ödeneğinin devam etmesini istiyoruz. Zorluklarla mücadele eden yurttaşları daha da zor duruma düşürmeyin” dedi. Antalya Elmalı’da ci-nsel isti-smar faili anne ve üvey babanın serbest bırakıldığı davaya yönelik tepkileri kürsüye taıyan Akşener, “Te-cavüze uğrayan ço-cuklarımızın, kad-ınlarımızın faill-erinin serbest bırakıldığı hukuk sisteminde buna karşılık gazetecilerin darp edildiği bir Türkiye elbette şaşırmadık. Ço-cuklarımız çizerek anlattı. Vicdansızlar anlamadı. Milletin vicdanıyla oynamayın” diye seslendi. Akşener, “Tutuklu yargılamayı olağanlaştıranlar konu 2 küçük ço-cuğumuza yapılanlar olunca tutuksuz yargılamayı tercih etmişler” diye konuştu.

Akşener, İstanbul Sözleşmesi’ne dair de konuşarak şunları söyledi: “Sayın Erdoğann gittiğin yol yol değil, yol verdiğin bu adaletsizlikler hem toplum vicdanını hem de milletimizin devlete olan güveni yaralıyor. Yazıktır, günahtır. Bozdun bu adalet kantarını ve adalete, hukuka bu ülkede yaşayan tek bir ferdin inancı kalmadı. Kadınlara seslenmek istiyorum, kadınların mücadelesi benim mücadelemdir. Kadınların mücadelesi, İYİ Parti’nin mücadelesidir. Bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Sonuna kadar İstanbul Sözleşmesi yaşatır demeye devam edeceğiz. Sonunda mutlaka biz kadınlar kazanacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen Y-KS’ye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akşener, sınavın zorluğuna değinerek Erdoğan’a ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a seslendi. Akşener, “Sınava giren öğretmenlerin dahi optik formun üçte ikisini doldurabildiği bir T-YT ve AY-T süreci geçirdik. Sayın Erdoğan ve eğitim gurusu Ziya Selçuk’a soruyorum; bu çocuklar size ne yaptı? Bu çocuklar salgında derinden etkilendiler. Siz ne yaptınız? Bu sürecin olumsuz etkilerini en aza indirecek önlem alacağınıza soru formatını değiştirdiniz” dedi.

Akşener, Muğla’da peş peşe çıkan yangınlara ilişkin ise, “Ben bu yangınlara ‘akıllı yangınlar’ diyorum. Daha önce Bodrum’da gördüğümüz gibi bu yangınlarda bir tesis için ne kadar alan gerekiyorsa o kadar alan yanıyor. İhtiyaç kadar alan yandıktan sonra bu yangın ya sönüyor ya söndürülüyor” diye konuştu. Akşener daha sonra kürsüyü kantinci esnafı Burhan Yıldırım’a bıraktı. 630 lirayla geçinmek zorundayız. 16 aydır evlerine ekmek götüremeyen esnafları temsilen buradayım” diyen Yıldırım şöyle konuştu: “Evlatlarına, eşlerine mahcup anne ve babaların sesini duyurmak için buradayım. Çocuğuna süt almak için evindeki çamaşır makinesini satacak hale gelmiş. Kaderine terk edilmiş bir esnaf grubuyuz.  Halimizi bir sorun, sesimizi duyun bizi muhatap alın. Oda başkanlarının bizim sesimiz olmasını bekledikçe daha büyük sorunlarla karşı karşıya kaldık. Ben zamanında bu devlet için gözünü kaybetmiş bir gaziyim. Bu işle hayata tutundum. Mesleğimin devam etmesini arzuluyorum. Bu genelgelerin acilen iptal edilkmesini istiyorum.”

Akşener, partisinin ‘Artagan’ isimli projesini de açıkladı. Artagan’ın öz Türkçe’de ‘bolluk ve bereket’ anlamına geldiğini belirten Akşener, “Adı gibi memleketimizi, bolluk ve berekete kavuşturma yolunda, çok önemli bir kilometre taşıdır” dedi. Akşener, projeye ilişkin ihtiyacı şöyle anlattı: “Türkiye Avrupa’nın en büyük ülkesiyken, nasıl oluyor da yoksullukla, krizlerle boğuşmak zorunda kalıyor. Türkiye binlerce yıllık devlet geçmişine sahipken, nasıl oluyor da, devlet mekanizmasını bu kadar verimsiz işletiyor? İşte Artagan’ı, tam olarak da bu sorulara cevap olarak Türkiye’nin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak amacıyla hazırladık. Türkiye’nin çok büyük bir potansiyeli var. Güçlü, mutlu ve zengin bir Türkiye için ihtiyacımız olan her şeye sahibiz. Asıl sorunumuz köprü yapmayı, bina dikmeyi vizyon zanneden bu beceriksiz iktidardır.  Asıl sorunumuz, geleceği kurgulamak yerine, geçmişte debelenen bu çapsız zihniyettir. Asıl sorunumuz, hızla gelişen dünyaya ayak uyduramayan bu vasat siyasettir. Bugün yıkıcı inovasyon olarak adlandırılan  ve toplumların yaşam biçimiyle birlikte ticaretin de kurallarını değiştiren bir değişim sürecinden geçiyoruz.  Bu öyle güçlü ve hızlı bir değişim ki  pek çok dünya devini ticaret sahnesinden sildi. Ülkelerin milli gelirlerinden daha büyük ciroları olan  teknoloji şirketlerinin doğmasını sağladı. 

Günümüzde para trafiği insan eliyle insan gözüyle kontrol edilemeyecek kadar büyüdü.  Teknolojideki gelişmeleri yakalayamayan mali denetim organlarımız  her gün gerçekleşen milyonlarca parasal işlemi hakkıyla denetleyemiyor. Bunun sonucunda ise ekonomik değerlerimizi koruyamıyor ve kayıplar yaşıyoruz. İşte bu kaybın büyüklüğünü ve nedenlerini kavrayabilirsek  Türkiye’yi bekleyen zenginliğin resmini de net olarak çizebiliriz. ” Akşener, projeye ilişkin, “Kredi faizleri yakın tarihimizin en düşük seviyelerine gerileyecek. Üretim artacak, tüketim geniş kitlelere yayılacak. Kaynak yetersizliği sebebiyle gerçekleştiremediğimiz tüm atılımlar için ihtiyacımız olan finansmana sahip olacağız” diye konuştu.

Akşener, partisinin Artagan projesini şu sözlerle tanıttı: “İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’in omurgasını oluşturan kuvvetler ayrılığına dayanıyor. Yani, insan eliyle bozulamayacak kadar sağlam, adaletli bir ekosistem oluşturmayı hedefliyoruz. Bu sebeple Artagan’ı, özerk bir kurum olarak tasarladık. Artagan, siyasetin bile el süremeyeceği, kimsenin emrine girmeyecek, tarafsız bir kurum olacak. Bu çerçevede, öncelikle, milletimizin yeni sisteme güvenmesini sağlayacağız. Kimsenin aklında, “acaba izleniyor muyum?” diye bir şüphe olmayacak. Kimsenin aklında, “birileri çıkıp bu verilerle oynar mı?” diye bir şüphe kalmayacak. Artagan, bu şüphelerin tamamını ortadan kaldıran, benzersiz bir teknolojiyle kurgulandı. Bu özelliğiyle, nakitsiz toplumun çok daha ötesinde bir değere sahip. Bu güveni sağlamak için, Artagan’da yer alan tüm veriler, kişisel veri gizliliği esas alınarak, şifreli olarak korunacak. Artagan’ın yapay zekası haricinde, hiç kimse bu verilere erişemeyecek. Yapay zekanın işleyişiyse, farklı kurumlara dağıtılacak anahtarlarla sağlanacak. Böylece, hiçbir kişi ya da kurum, Artagan’ı milletin ortak çıkarları dışında kullanamayacak.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir